728x90 AdSpace

İÇERİKLER
15 Nisan 2015 Çarşamba

Ürküten Diplomalar

Üniversite diplomaları son zamanlarda eleştiri oklarının hedefi haline geliyor. 

Eleştirinin büyük kısmı maliyet ve fayda arasındaki ilişkiden kaynaklanıyor. Son zamanlarda kendisiyle konuştuğum bir yazılım şirketinin CEO’su bana ileri düzeyde yazılım mühendisliği diplomaları olan adaylardan uzak durduğunu söylemişti. Çünkü bu adaylar eğitime aşırı yatırımı temsil ediyor; bu da beraberinde hem daha yüksek maaş talepleri hem de kibir getiriyor.

Program deneyimi, diplomalar ve sertifikaların hepsi işe başvuran bir adayın kalitesine işaret ediyor. Prestijli ve görünürde değerli referanslar (yazılım mühendisliğinde ileri bir diploma tam olarak bir güzel sanatlar diploması sayılmaz) potansiyel işverenlere olumsuz sinyaller gönderiyor olabilir mi?

Büyük ölçüde aradıkları şey, “kültürel uyumdu.” Belli başlı teknik becerileri ölçmek giderek daha kolay hale geliyor. Dolayısıyla işverenler bunun yerine adayın şirketin faaliyet gösterdiği bağlamı anlayıp anlamadığına, işte motivasyonunun yüksek olup olmayacağına ve ekibin geri kalanıyla anlaşıp anlaşamayacağına odaklanıyor.

Üniversite veya lisansüstü diploması söz konusu olduğunda ise şu anda teknoloji dünyasında mevcut iki apayrı işe alım zihniyeti olduğunu gördüm. Erken aşamadaki start-up’ların çevik bir zihniyeti var iken, büyüyen şirketler zamana karşı iyi fonlanmış bir yarış içerisindeler. Bu zihniyetler, özellikle bu girişimlerin korkuları adayların nasıl değerlendirildiğini etkiliyor. Prestjli diplomalar ilk grup için bir engel teşkil edebilirken, ikinci türdeki girişimler için halen değer taşıyor.

Erken aşamadaki start-up’lar paye vermekten korkuyor. İyi bir start-up’ın psikolojisi yalnızca dinmek bilmez bir mücadele ruhuyla açıklanabilir. Start-up, adayları değerlendirirken, bir komando zihniyeti ve angarya işleri yapacak bir isteklilik arıyor. Prestijli diplomalar her iki açıdan, negatif izlenim uyandırmasa bile, bir uyarı sinyali olarak algılanıyor.

Buna karşın seçkin bir diploma, kişinin organizasyonlarda ve geribildirim sistemlerinde ışıldayacağının işaretini verir ki bunların hiçbiri bir start-up’ta bulunmaz. Taze kurucular sürekli yönlendirme yapmakta zorlanır ve çok az start-up’ın takdir veya teşvikler için operasyonel prosedürleri bulunur. Dolayısıyla bu şirketler, hiçbir girdi, geribildirim olmaksızın veya yönetimin hemen takdir etmesini beklemeksizin değer yaratmanın yollarını bulacak adayların arayışındadır.

Yukarıdaki tüm sebepler dolayısıyla, prestijli diplomalar yazılım mühendisliği gibi alakalı alanlarda olsa bile teknoloji start-up’larında kuşkuyla karşılaşabiliyor. Hele MBA’ler yanıp sönen, parlak ikaz sinyalleri olarak görülüyor. En iyi üniversitelerden alınmış MBA diplomalarının çok yüksek bir maliyet üzerinden kısıtlı değer olarak algılanması muhtemel. Daha da kötüsü, bir start-up kurucusu böyle bir adayın muhtemelen CRM veritabanındaki çöpleri temizlemek, LinkedIn’de bilgi kazımak için bir JavaScript solucanı yazmak zorunda kaldığını görünce beş haftanın sonunda işi bırakacağını varsayacaktır.

Büyümekteki bir şirkete cazip gelen bir aday olmak için havalı bir diplomanın yanı sıra pek çok başka yol da bulunur. İşe alım yapanlar sıklıkla George Anders’ın “diploması pürüzlü”, “nadir adaylar” ararlar. Sürekli hareketlilik, eleme sonucu seçilen projelerde mükemmelleşmek, sağlam muhakemesi olduğu bilinen kişilerden alınan karakterleriyle ilgili pırıltılı tavsiyeler, paralel faaliyet gösteren bir şirkette tecrübe kazanmış olmak veya başarılı bir şekilde ölçek kazanmış bir şirketten gelmek, her türlü yeterlilik belgesinden daha değerlidir.

Büyümekteki şirketlerin üç sebepten dolayı seçkin diploması olanları işe alması makul.

1) Büyüme hızıyla işe alım yapmaları için yatırım alırlar,
2) Hızla büyüyen müşteri tabanı çok çeşitli işler çıkarır, yeni işe alımlara ihtiyaç duyulur,
3) İşe alım temposu hızla üst yörüngelere geçilmesine olanak tanır.

Şöyle bir pürüz söz konusu. Büyümekteki şirketler daha fazla kişi işe alır. Fakat start-up’ların geneliyle karşılaştırıldığında bunların sayısı çok azdır. Seçkin diplomalar halen teknoloji işverenlerinin önemli bir kesimine çekici geliyor. Fakat aynı zamanda seçkin bir diplomanın, potansiyel çalışan kalitesi ve uyumuna dair kusurlu sinyaller verdiğine yönelik yaygın bir farkındalık da bulunuyor.

Google’da insan kaynakları operasyonlarının başı olan Laszlo Bock, 2013 yılında çok tartışma yaratan bir röportajında, “Diploma ortalamasının ve sınav sonuçlarının işe alım için değersiz kriterler olduğunu” söylemişti. Google giderek daha fazla üniversite mezunu olmayan adayları işe almaya başlıyordu. Çalışanların potansiyelini değerlendirmeye yönelik yeni metotlar daha sofistike ve etkili hale geldikçe, seçkin diplomalar mevcut statüsünü korumakta zorlanacaktır.

Michael Staton’un “Havalı Bir Diploma Ne zaman İşvereni Ürkütür?” yazısından alıntıdır.
  • Blog Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Item Reviewed: Ürküten Diplomalar Rating: 5 Reviewed By: krc yönetim