728x90 AdSpace

İÇERİKLER
18 Eylül 2016 Pazar

Risk Almak Konusunda Yanlış Bilinen 4 Varsayım



“Ormanın içinde iki yol vardı ve ben daha az kullanılanı seçtim ve bütün farkı bu yarattı.” 


Robert Frost’un “The Road Not Taken” şiirinin bu son dizeleri çok bilinir. Yanlış anlaşılmış bu şiir, inovasyon peşindeki yöneticilerin risk kavramını nasıl yeniden ele almaları gerektiğini anlamaya yardımcı oluyor.


Pek çok okuyucu Amerikan tarzı bireyciliği betimlediğine inandığı için Frost’un şiirini umut verici bulur. Oysaki dikkatli bir okumayla şiirdeki dalgın ve düşünceli havanın bir pişmanlığın belirtisi olduğu görülebilir. Bazı eleştirmenlere göre aslında şiirinin konusu, verilen kötü kararları daha sonra nasıl akla uygun hale getirdiğimizdir.

Benzer şekilde, risk kelimesi ne zaman bir yöneticinin ağzından çıksa genelde konuyla ilgili 4 temel hatadan birisi ona eşlik eder...

1- Harekete geçmenin en büyük risk olduğunu düşünmek.

Çoğu durumda, aslında en büyük risk hiçbir şey yapmamaktır. Bugünün dünyasında var olan değişimin hızını düşününce, olduğunuz yerde durmak mevcut ve potansiyel rakiplerinizin gerisinde kalmak anlamına geliyor. Pek çok şirketin yatırım kararları alma şekli bu gerçeğe kör olduklarını gösteriyor. Yöneticiler bir yatırımın şimdiki değerini hesaplarken, projenin yaratacağı nakit akışlarını öngörerek bu rakamları bugünün dolar kuruyla ele alır. Genel kural ise net değeri pozitif olan projelerin fonlanması ve negatif olanların fonlanmamasıdır. Bununla birlikte, kullanılan bu model, başlangıç durumunu sıfır noktası olarak ele alır. Oysa hiçbir şey yapmamak geride kalmak anlamına geliyorsa sınırdaki projeler aslında eylemsizlikten daha iyi seçeneklerdir .

2- İyi girişimcilerin risk peşinde koştuğuna inanmak. 

İyi girişimciler risk peşinde koşmazlar. Onlar sadece yeni bir iş yaratırken kaçınılmaz olarak var olan riskleri kabul ederler. Her şey bir yana, çok iyi bilinir ki yeni girişimlerin çoğu başarısızlığa uğrar ve başarılı olanların birçoğu da çabalarının karşılığı olarak finansal açıdan alçakgönüllü kazanımları kabul ederek başarılı olurlar. Noam Wasserman’ın The Founder’s Dillemas makalesinde şöyle yazıyor: “Ortalamalara bakılınca görüyoruz ki girişimciler yeni bir iş kurduklarında aslında borsadaki hisse senetlerine yatırım yaptıklarında kazanacaklarından daha fazlasını kazanmıyorlar -hatta risk artışları da hesaba katıldığına daha azını kazanıyorlar”. İyi girişimcilerin sivrildiği alan risk almak değil o riskleri yönetmektir. Ortaklarla çalışmak, şirket topluluklarından para almak, ekip kurmak ve fon bulmak için dağınık stratejiler izlemek gibi yöntemler akıllı risk yönetimi uygulamalarının örnekleri arasında sayılabilir.

3- Risk almayı teşvik etmek için başarısızlığı özendirmek. 

Dictionary.com, risk kelimesini “zarar görme veya kaybetme şansı; kaza ya da tehlike olasılığı” olarak tanımlıyor. Risk olmadan inovasyon olmaz, çünkü inovasyon mutlaka belirsiz sonuçlar doğurur. Bu sonuçlardan bazıları kötüdür. Risk almayı teşvik etmek, bu yüzden inovasyonun artmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte, bu durum kötü sonuçları tamamen onaylamak anlamına gelmez. Pek çok örnekte başarısızlık kötüdür. Bazen insanlar ev ödevlerini iyi yapmadıkları için başarısız olurlar. Bazense yeteri kadar alıştırma yapmamak veya gerekli yeteneklerden yoksun olmak başarısızlık getirir. Bu başarısızlık kategorileri asla özendirilmemelidir. Bunun yerine, yöneticiler inovasyon başarısına giden yolun düz bir çizgi olmadığını vurgulayabilirler. Yani kötü başlangıçlar, hatalar ve evet bazen başarısızlık oyunun parçasıdır.

4- Başarıyı ödüllendirmenin risk alımlarını artıracağını düşünmek. 

İnovasyon açlığındaki büyük şirket yöneticileri, çoğu zaman var olan sistemin kötü işleri telafi etmeyi zorlaştırdığını belirtirler. Yani onlara göre sistem, tek boynuzlu atlarının üzerinde hazırda bekleyen (ki bu, gerçekte oldukça nadir bir durumdur) girişimcilerden faydalanmayı engeller. Doğru. Fakat genelde inovasyonu aşağıya çeken faktör, şirketlerin çoğu için bu değildir. Sorun ödüllendirme yerine cezaların işlemesidir. Uygulama odaklı şirketler, rakamları yükseltenleri ödüllendirip, yükseltmeyenleri cezalandırmaya alışmışlardır ama inovasyona eşlik eden belirsizlik sebebiyle, insanlar bazen her şeyi doğru yapmasına rağmen başarısız ticari sonuçlar elde ettiği durumlarla karşılaşır. Eğer bu sonuç sert cezalarla karşılaşırsa, kimsenin risk almaya hevesli olmasını beklemeyin. Hızlı kazançların bu çeşit ilişkilerde güven inşa etmek için önemli olduğu bilinirken, inovasyon kapasitelerini artırmak isteyen şirketlerin hızlı kayıpları göze alması gerek. Bu çeşit kayıplarda projenin sonlandırılması tüm tarafların onayıyla gerçekleşirse kimse günah keçisi aramak durumda kalmaz. Böylece şirket farklı şekillerde düşünme ve harekete geçmeye hazır hale gelir.

Bir daha ki sefere kendinizi hazırlayıp risk üzerine bir konuşma yapmaya başlamadan önce, acele etmeyin ve bu hatalardan birini yapmadığınıza emin olun. Fark yaratan şey bu olacaktır.

Yazar: Scott Anthony

Kaynak: HBR Türkiye sitesinden alıntıdır. Orijinal metine buradan ulaşabilirsiniz.


  • Blog Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Item Reviewed: Risk Almak Konusunda Yanlış Bilinen 4 Varsayım Rating: 5 Reviewed By: KRC Yönetim