728x90 AdSpace

İÇERİKLER
1 Ekim 2016 Cumartesi

Beyaz Yakalı Survivorlar

Hayatta kalmak insanoğlunun en temel iç güdüsü. Ancak yaşadığımız çağda, doğayla bu kadar az iç içeyken ve teknoloji tarafından kuşatılmışken bu temel iç güdüyü bulmak ve hayata geçirmek hiç de kolay değil. 



Ekranlardaki doğa ve macera programlarından tanıdığımız Serdar Kılıç, modern şehir insanına “survivor” olmak için gerekenleri anlatıyor. Kılıç; doğadan uzaklaşınca, insanlığımızı unuttuk. Doğa ile koptuğumuz an Yaradan ile ilişkimizi keseriz." diyor. Hayata tutunmak için bu röportajı okuyun.
Dedem hayvanı avladıktan sonra diz çöküp şükrederdi.

Ekranda yaptığınız işlere bakınca insan sizin küçükken arkadaşlarıyla iddiaya girip canlı arı, çekirge yiyen biri olduğunuzu düşünüyor. Var mı öyle bir geçmişiniz?

Öyle bir imaj oldu galiba ama öyle bir şey yok. Bizler hep doğaya temas eden ataların çocuklarıyız. Çok yakın zamanda, biçer-döver hayatımıza girdiği andan itibaren kırsal yaşantılar şehir yaşantısına dönüştü. Babam asker emeklisi, Sarıkamış'ta görev yapardı, tatbikatlara götürürdü. Hatta çadır içerisinde ayı gördüğümü bile hatırlarım. Benim dedemde Karapapak'mış, Osmanlı-Rus 93 harbin sonrasında Sivas'a gelip yerleşmiş. Her yaz tatilinde babam beni dedemin yanına götürürdü. Babamda çok zor koşullarda okumuş, dedem onun okuması için elinden gelen her şeyi yapmış. Sırtında taşımış, ayağına hedik takarmış karda, tüfeği sırtında köpeğiyle birlikte bir yerde beklermiş, akşamda alırmış okuldan. İnsanların bir arada tutulduğu iç içe yaşadığı güzel günlerdi onlar. Dedem kendi ilaçlarını kendi yapardı, doktora falan gittiğini hatırlamam. Isırgan otundan kürler yapardı, küpü peynirle toprağa gömerdi, kuruturdu. Penisilinin hammaddesidir küf. Bazı mantarlar vardı, onları sadece yemek için değil iyileştirmek için kullanırdı. Biz doğadan uzaklaştığımız zaman biz insanlığımızı unutuyoruz açıkçası. Yaradan'ın bile varlığını en çok doğada görüyoruz. Diğer türlü sanal alemde, içimizde olan dünyada Yaradan'a varlığımızı ifade etmeye, onunla irtibata geçmeye çalışıyoruz.

Oysaki doğaya gitsek, güneşin doğuşunu izlesek, yapraklara dokunsak, nehrin sesini duysak o zaman insan daha inançlı, güçlü bir birey olacağız.

İçinizde nasıl bir müzik birikiyor?

Eskiden yapılan bütün müziklerin temelinde doğa vardır. Bir atın nalının yeri döverken çıkardığı sesi çalarsın mesela, şimdi değişti. Ben bunlardan etkilenerek büyüdüm. 7-8 yaşındayken arkadaşlarla toplanıp nehre filan yüzmeye kaçardık gizlice. O coşkulu anılar bizi şimdi depresyondan kurtaran anılar. Şimdi çocukların öyle anıları yok. Ağaçtan düşmeyen çocuğa ben çocukluğunu yaşamış demem.(Gülüşmeler) Bir yerini kanatınca çocuk ekmeği çiğneyip yaraya koyacağını bilecek.

Şehir sizi hiç çekmedi mi?

Şehirde yaşıyorum şu anda ama yine ormanın içindeyim. Cazip gelmedi bir türlü. Biz insanlar şehirleşmeyi beceremedik. Bu kadar çok terapist, bu kadar çok diyetisyen, yemek programı yapan bu kadar çok insan varsa biz bir şeyleri becerememişiz.

Siz hiç psikiyatra gittiniz mi?

Benim eşim klinik psikologu. (Gülüşmeler) O bile doğaya gidiyor. Küçükken komşuluk ilişkilerimiz çok güçlüydü. Şimdi problemlerimizi anlatacak bir komşumuz bile yok. Dost diyebileceğimiz insan kalmadı. Şimdi bakıyorum şirketlerde iletişim üzerine seminerler veriliyor. Ya siz önce insanlara dokunmayı öğretin. Sıkıştırılmış zamanda birbirimize dokunamıyoruz bile.

Yazar: Salih Zengin yazısından alıntıdır.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
  • Blog Yorumları
  • Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder

Item Reviewed: Beyaz Yakalı Survivorlar Rating: 5 Reviewed By: KRC Yönetim